Yazılı ve Görsel Medyanın Görüneninden Fazlası, Sansür ve Çıkarlar

Posted by Uğur Parmak on Eki 29, 2009 in Eğitim & Öğretim |

MEDYANIN GÖRÜNENİNDEN FAZLASI

Medya kurumlarının işleyişleri, muazzam parasal temelleri (ve kârları)’nın genel bir sonucu, büyük bir güce sahip olmalarıdır. Medya ilgilendiği herşeyi kaçınılmaz olarak dönüşüme uğratır. Tamda bizle yani izleyici ile kullandıkları özgün materyal arasına girerler. Bu su götürmez, aşikar bir gerçektir. Ekranda ya da sayfada görünen gerçek değildir; fakat onun yorumlanmış biçimidir. “Sadece savaş gibi olayların paketlenip haberlerde tüketilmesi için sunulmasından bahsetmiyorum. Aynı şey, örneğin öyküler için de geçerlidir. Bu, teledramada olduğu gibi, bazen çok açıktır. Stella Gibbons’un yazdığı  Cold Comfort Farm isimli öykü gerçekte televizyonun taleplerini karşılamak için değiştirilmiştir. Ancak, örneğin komedide bile, bitmiş versiyon ile özgün senaryo aynı değildir. Bu, diğer şeylerle beraber, yönetilen ve kurgulanan bir gösteridir.
            Sonuç olarak, medya elini sürdüğü herşeyi dolayımlar. Örneğin diplomatik görüşmelerle ilgili bir makalede birçok gerçekten bahsediliyor olması bütün gerçeğin bu olduğu anlamına gelmez. Makaleyi okumak orada olmakla aynı şey değildir. Yani tartışılması gerek asıl soru dolayımın derecesi, bunun nasıl olduğu ve bizim belirli bir örneğin anlamını anlamamızı nasıl etklieyebileceğidir.
            Dolayımlama fikri bize bütün medya materyallerinin gerçekte temsil edilmiş olduğunu hatırlatmalıdır. Yani kurulmuştur, gerçek olan değildir. Özgün kavram, özgün deneyim, özgün nesne değildir. Yapaydır. Gösterge kümeleriyle kurulmuş bir şeydir. Bir gerilim filminde ya da araba sergisiyle ilgili bir programda olsun, arabanın televizyondaki görüntüsü ile arabanın kendisi aynı şey değildir. Arabanın bir resim koduyla temsil edilmesidir. Aynı şekilde, bir gazetecinin araba sergisindeki arabalarla ilgili makalesi, arabaların yazılmış sözlü kod yoluyla temsil edilmesidir. Gerçek yaşam ile yapay ortam arasındaki bu ayrım hayatidir. Özellikle resimli medya ile ilgilenirken “gerçek” gibi görünen resmin, gerçeğin sadece bir versiyonu olduğunu, bir taraf tutma içerdiğini unutma eğilimindeyizdir.”(Sayfa,72)
            Medyanın toplumun okuduğu haberler ve medya üzerindeki bir diğer etkisi de getirdiği sınırlamalardır. “Sınırlama kavramı zaptetme ve alıkoyma ile ilintilidir. Sahip olduğumuz medya mülkiyetini incelerken bunun bir parçası olarak sınırlamaları da dikkate almalıyız. Medya kurumlarının istediklerini yapmalarının sınırları söz ettiğimiz kurumların biçimini etkileyecektir. Bunlar, böyle sınırlamalar olmadığında ortaya çıkabilecek kurumlarla aynı değildir.
            Genel olarak, sınırlamalar gönüllü ya da zorla kabul ettirilmiş ve dahili ya da harici olarak tanımlanabilir. Gönüllü dahili sınırlamalar, yayıncılıkta işlemleri yönlendirmek için kullanılan uygulama prensiplerini içerecektir. Zorla kabul ettirilmiş harici sınırlamalar, uyguladığı D-uyarısı sistemi ile hükümetin “kamu yararına karşı” olduğunu düşündüğü konuların işlenmesini engellemeye çalışmasını içerecektir (böyle bir uyarıya rağmen bir şey basan ya da yayınlayan olursa Resmi Sırlar Yasası devreye girmek için bekler). İfade özgürlüğüne ve bireysel haklara inanan bir kültürde, medya işlemleri üzerinde göreli olarak çok az sayıda resmi ve harici sınırlama görmek şaşırtıcı değildir.”(Sayfa,74)
            Aslında medya ya genel olarak baktığımızda medya büyük çoğunlukla kendi kendini yönetiyor diyebiliriz.Bu yönetimde medya içeriğinde olması ve olmaması gerektiğini kendi belirliyor ve adına sansür diyor. “Sansürün, genellikle doğrudan kaldırma, kısmi kaldırma, ya da sansürcüyü rahatsız eden materyalin değiştirilmesi ile ilgili olduğu düşünülür. Sansürcü eylem ve kararlarını zorla kabul ettirme gücüne sahiptir. Yeni kurulan Yayın Konseyi hariç, gerçekte medya üzerinde doğrudan bir sansür yoktur. Sansür daha çok kendi kendini yöneten organlar tarafından uygulanır. Bunlar hükümete ya da topluma arşı doğrudan sorumlu değildir. Bununla beraber, belili bazı harici ve doğrudan sansür örnekleri olduğunu hatırlamakta yarar var. Bunlar, İçişleri Bakanlığı tarafından, Meclisin çıkardığı yasaların kullanılması a da eski bir yasada yapılan değişiklikler yoluyla uygulanır. Bu uygulamanın en son örneği, İrlandalı Sinn Fein kuruluşu üyelerinin ses kayıtlarının yayınlanmaması ya da onlarla yapılan söyleşilerin ekrana çıkarılmaması hakkındaki bir koşuldur. Hükümet böyle bir yayının Sinn Fein’in “tanıtımı için oksijen” sağlayacağı ve bunun da toplumun yararına olmayacağı düşüncesindedir. Tabii ki aralarında birçok yayıncının da bulunduğu bir grup insan bundan pek memnun değil; çünkü onlara göre bu, ifade özgürlüğüne ve toplumun “bilme hakkı”na karşı çalışan bir durumdur.
            Sonuç olarak, sansür temelde dahilidir ve gücü çok çeşitlidir. İngiliz Film Sansür Kurulu filmlere sahip olmadan gösterime çıkamayacakları ir ruhsat verir. Ayrıca hangi yaş grubunun hangi filmleri seyredebileceğine de karar verir. Bu kontrol epeyce güçlüdür. İzleyiciye ulaşmadan iletişimi kesebilir. Öte yandan, basın Konseyi’nin böyle bir gücü yoktur. Sadece materyal basıldıktan sonra hakkında gelen şikayetler üzerine fikirlerini açıklar. Hiçbir  gazeteyi bir şey yapmaya zorlayacak gücü yoktur. Ticari yayınları düzenleyen IBA bu iki örneğin arasında bir yerdedir. Resmi olarak bağımsızdır; çünkü, şirketler bu organı finanse eder anca yine de şirketlerin hiçbiri ona sahip değildir. Büyük şirketlerle programlar hakkında tartışır, programların çoğunun IBA yönetmelikleri çerçevesinde yapacaklarına güvenir; ancak aynı amanda materyalin kalitesini denetler. İzleme Komitesi, IBA yöneticilerine bazı programların yayınlanmaması tavsiyesinde bulunursa, bu talebi yerine getirir.
            Sansürü anlamada karşımıza çıkan bir başka sorun ise tutarsızlıktır. Resmi Sıralar Yasasını’nı ele alırsak, 1980’lerde meydana gelen ve sonuçları birbirinden çok farklı olan iki ünlü olay karşımıza çıkar. Her iki olayda da kamu görevlileri bilgi sızdırma suçundan mahkemeye çıkarıldılar. Yani burada doğrudan değil sadece dolaylı sansürden ve bu olayların sonuçlarının medyanın başka bir zamanda aldığı üretim kararlarını nasıl etkileyeceğinden söz ediyoruz işte bu nedenle sansür yerine sınırlamalardan bahsetmek daha kolay ve doğru olacaktır.1984’te Sarah Tisdall, Savunma Bakanı’nın Amerikan Savaş Gemisinin gelişi ile ilgili, çok geç olana dek meclisi aldatmaya çalıştığı iddiaları hakkındaki bilgileri sızdırmak suçundan cezaevine göndermek istediği bir davada aklandı.”(Sayfa,78)
            Sonuç olarak medya iletişiminde bir tür sansür vardır. Ancak bu sözcüğün ifade ettiği gibi, her bir konunun onaydan geçmesini gerektiren merkezileşmiş bir oluşumla işlememektedir.
            Birazda bu koca medyanın işlevlerinden farklı bakış açılarıyla bahsedelim. “İşlev” sözcüğü, medyanın ne yapması gerektiği, gerçekte ne yaptığı ve amaçlarının ne olarak göründüğünü konularını kapsar. Örneğin bir iş bulma kurumunun işlevini insanlara tavsiyelerde bulunmaktır. Medyanın işlevlerinin ne olması gerektiği hakkında kendi görüşleri vardır. Tabii ki bunlar genel olarak onlar tarafından olumlu bir biçimde görülecektir. Örneğin yayıncılığı düzenleyen çeşitli Televizyon Yasaları bir haber bilgi servisinin oluşturulmasını, İngiliz materyalinin miktarının korunmasını, tarafsızlığa uyulmasını ve bunun gibi şeyleri yerine getirme zorunluluklarına işaret eder. Ancak pratikte herşey biraz daha değişik olabilir. Sonuç olarak medyanın işlevleri nelerdir ?
   Eğlence işlevleri: medya, izleyicisini eğlendirir ve oyalar. Bu işlev izleyiciye sağlıklı bir eğlence ve zevk sunar ve gene bu işlev izleyicinin dikkatini önemli toplumsal konulardan ve eşitsizliklerden başka yöne çevirir.
   Enformasyon işlevleri: medya izleyiciye dünya hakkındaki gerekli bilgileri sağlar. Bu işlev, dünyanın coğrafi, toplumsal ve politik haritasını çıkarmanıza yardım eder ve gene bu işlev, dünyaya ilişkin belirli bir kakış açısı oluşturur ve izleyiciyi EDİLGEN kılar.
   Kültürsel işlevleri: Medya, kültürümüzü yansıtan materyalleri sağlar ve onun bir parçası haline getirir. Bu materyal, kültürümüzü sürdürür ve yansıtır, bu da kültüre süreklilik sağlar. Bu materyal, alt kültürlerin çeşitliliği pahasına kitle kültürünü geliştirir. Bu materyal, kültürel anlamda statükoyu korur ve aynı zamanda değişim ve büyümeyi engelleyebilir.
   Toplumsal işlevleri: medya, toplumumuzdan ve toplumsal grupların çatışmasından örnekler sunar. Bu örnekler bizi, toplumun üyeleri olarak başarılı bir şekilde hareket etmemizi sağlayan inançlar ve ilişkiler yoluyla toplumsallaştırır. Bu örnekler bizi topluma tek bir bakış açısını doğal hale getiren ve alternatif açılar geliştirmemizi ve ona göre davranmamızı engelleyen inançlar ve ilişkiler yoluyla toplumsallaştırır. Bu örnekler karşılıklı ilişki denilen bir çeşit işlev sağlar, bizim için bir olayı diğeriyle ilişkilendirir; olayları bir araya getirir ve toplumun ne olduğu ve ne anlama geldiği hakkında bir anlayış yaratır.
  Politik işlevler: medya, politik olaylar, konular ve çalışmalara tanıklık eder. Bu tanıklık, toplumumuzdaki politikacıların çalışmalarını almamızı ve bu politik süreçte aha yapıcı bir şekilde çalışmamızı sağlar. Bu tanıklık, politik sürece katıldığımız yanılsamasını yaratır; ancak gerçekte yanlarımızı sorgusuz bir şekilde düzenleyen otoriteyi destekler. Medya, kamuoyunu yönlendirme yetisinde sahiptir, yani toplumun düşünmediği bir konuyu ortaya atabilir ve bu konulara bir bakış açısı önerebilir. Medya, bu yolla politik olaylar ve konular hakkındaki düşünceleri şekillendirme yetisine sahiptir. Özellikle savaş zamanlarında (örneğin fakland savaşında) medya, propagandanın politik işlevlerini yerine getirir ve bunun tek nedeni de hükümetin bilgi kaynaklarını kontrol etmesi değildir.
            Şimdi medyanın bir alt kolu olan ve günlük hayatta dünyanın heryerindeki insanların bir şekilde görsel yada yazınsal bir şekilde aldığı okuduğu takip ettiği haberleri ele alalım.Haberleri anlamlandırmak çok önemlidir. “Anlamların haber materyaline nasıl yerleştirildiğini açıklamak için bazı başka kavramları da tanıtıyor. Medya çalışmalarında haberlere bu kadar büyük önem verilmesinin nedeni, coğrafyasından politikasına dünya hakkındaki enformasyonun ana kaynağı olmasıdır. Çoğu insan haber makinesine ve onun bize anlattıklarına güvenir. Haberlere sıklıkla, gerçekte sahip olmadığı ve doğal olarak sahip olması da beklenemeyen tarafsızlık ve otorite özellikleri bağışlanır. Aşağıdaki fikirler haberlerin gizeminin ortadan kaldırılmasına yardım edecektir. Haber materyalinin medya iletişiminin bir parçası olarak görülmesinin en önemli nedeni, her hangi bir diğer ürün gibi her gün alınıp satılmasıdır. Bu gibi haberlerin nereden geldiği sorusuna götürür.
            Haber toplama terimi genellikle haberlerin üretiminin ilk aşamasını tanımlamak için kullanılır. Haberlerin bir meyve gibi, toplanıp, ayıklanıp, izleyici için paketlenmeyi beklediğini ima eder. Ancak haber eksiksiz ve tamamen şekillendirilmiş bir şey değildir, o yaratılır. Hatta çoğu zaman, popüler olarak kabul edildiği gibi, muhabir tarafından “toplanmaz”. Materyalin çok büyük bir kısmı basında Associated Press ve televizyonda Visnews ya da UPITN gibi ajanslardan elde edilir. Materyal için para ödenir. Benzer bir şekilde, Avrupa’daki televizyon haberleri çalışmalarını her sabah konuların alınıp satıldığı bir link hattı aracılığıyla yürütür. Haberler muhabirler tarafından elde ediliyor olsa bile işin büyük bölümü belirli bir düzene göre yapılır; her zamanki kaynaklara başvurulur, sadece hükümetin değil çoğu kuruluşlun vitrinini oluşturan bası sözcüleri ve basın toplantıları takip edilir.
            Haber kuruluşları haberleri şekillendiren konulardan bir gündem oluşturur. Bu da, bir kez daha haberlerin “dışarıdan bir yerden” gelen doğru olayların ve gerçeklerin bir toplamı olduğu fikrini yalanlar. Yazı işleri müdürleri haberleri seçer, bu bizim o gün ya da hafta dünyada neyin önemli olduğuna dair bakış açımızı belirler. Yazı işleri müdürleri kendileri için önemli olan konuların neler olduğunu saptar. Yayıncılıkta konuların akış sırasının ne olacağına karar verdikleri toplantılar yapılır. Konular ayıklanır.
            Habercilik değerleri, haberleri yapanların bazı konuların haber değeri olduğunu düşünmesine ve bu konuların sunuluş biçimine bağlıdır.
   Genel Değerler
Olumsuzluk: haber makinesi genel olarak kötü haberlerin dramatik etkisine değer verir. Kötü haber iyi haberdir. Borsada hızlı bir düşüş yaşanması ya da ölümlerin olduğu bir kaza gibi olaylar, oturmuş bir piyasadan ya da mükemmel güvenlik verilerinden daha değerlidir.
Eve yakınlık: haber üreticisinin kültürüne ve coğrafyasına en yakın olan haberler en değerlilerdir. Yani, manş denizinde batan bir yat eğer Fransız ise ilgilenilmeyebilir anca İngiliz ise büyük bir olasılıkla haberlerde çıkacaktır.
Yakın zamanda meydana gelmek: yakın zamanlarda meydana gelen olaylar daha öncekilerden değerlidir, bu nedenler gazeteciler arasında birbirini atlatmak ya da bir habere daha önce ulaşmak için yarış vardır. Bu değer toplum bilincine çok iyi yansıtılmıştır; insanlar bütün haberlerin çok taze olduğuna inanır. Bu çok ilginçtir çünkü sunulan olayların sadece önemlileri yakın zamanlarda meydana gelmiştir. Daha önemsiz konular bir iki günlüktür. Bu değer , bir başkasıyla çelişki içindedir.
   Revaçta olma: bir öykü haberlerin gündemine alındıysa bununla ilgili gelecek olan diğer ayrıntı da değerli sayılır, bunun esas nedeni izleyicinin zaten bununla ilgili bir şeyler “bilmesi”dir. Sonuç olarak, günlerce, haftalarca devam eden konular çok da yeni değildir
   Devamlılık: Özgün öykü ortaya çıktığında devamının geleceği açıkça belli olan konular değerlidir. İsyanlar yada savaşlar gibi konularla ilgilenmek çekicidir; çünkü sonuçta bu, devam eden bir drama haline gelecektir.
   Basitlik: basitçe açıklanabilecek konular açıklanması çok karmaşık olabileceklerden daha fazla yeğlenir. Özellikle popüler basın, ödemeler dengesi gibi zor bir sorundan çok, basit bir öykü olan terörist bir saldırıyı yeğleyecektir.
   Kişisellik: toplumca tanınan bir kişiyle ilgili olaylar ya da bir insanla ilişkilendirebilecek öyküler diğerlerinden daha değerlidir; çünkü bunlar kendiliğinden insanla ilgili bakış açısı denilen şeye uygundur.”(Sayfa,136)
            Bütün bu genel değerler bazı öykülerin diğerleri arasından bir seçilmesine yarayacak özellikleri olduğunu gösterir. Bu bakımdan haber üretme sürecinde bir taraf tutma oluşmuştur. Tüm bu kişisel faktörlerin yanı sıra teknolojinin etkisinde medya üzerinde oldukça fazladır. “Teknoloji, haber iletilerine çeşitli yollarla katkıda bulunur. Video bant ve uydu yayınlarının elektronik haber toplama yoluyla haber merkezinde birleştirilmesi kolaylığı, güncel haber üzerindeki vurguyu artırdı. Bu, aynı zamanda televizyon örneğinde görüntülerin değeri üzerindeki vurgunun çoğalması anlamına gelir. İzleyici güncel görüntüler görmeyi bekler. Haberciler en yeni görüntü ve sahneleri göstermek için çok çaba harcar. Beyrut’taki çatışmalar hakkındaki çok yeni görüntüler program devam ederken ulaştığında akış düzeni bu görüntüleri göstermek için değiştirildi.ancak bu, gerçekte neler olduğu ve niçin olduğu hakkında bildiklerimize çok az katkıda bulunda. Sadece programın daha canlı görünmesini sağladı. Elektronik göstergelerin, grafiklerin ve altyazıların kullanımı televizyondaki görsel vurguyu ve drama hissini artırdı
            Gazetelerde materyalin elektronik olarak birleştirilmesi daha güncel olmalarını sağladı; çünkü sayfa düzenini değiştirmek göreli olarak kolaylaştı. Bununla beraber, gazeteler, paketlenmek ve fiziksel olarak izleyiciye ulaştırılmak zorunda olduğundan, hiçbir zaman televizyon yayıncılığının dolaysızlığını yakalayamayacak.
            Haberlerle ilgili ana fikirler üzerindeki bu yorumlar, iletişimin nasıl oluşturulduğu hakkında bazı şeyleri açığa vurur. Aynı zamanda, haberlerin görünürdeki tarafsızlığının aslında bir yanılsama olduğuna dikkati çeker.” (Sayfa,144)
            Sonuç olarak görsel, yazınsal, resimsel, v.b.. basının toplumun gündemi ve bu gündem hakkındaki toplumun görüşleri üzerinde çok büyük bir etkisi vardır.Bazı yayın kuruluşlarından alınan bu haberler, bilgiler, enformasyonlar seyirciye, izleyiciye, dinleyiciye ulaşmadan önce çeşitli filtrelemelere maruz kalırlar. Bunlar kanal, kuruluş ve medya organlarının çıkarları doğrultusunda şekillendirilip değer kazandırılır. Biz haberleri alan olarak sadece bu haberin şekillendirilmiş hallerini görürüz ve medyaya olan güvenimizden dolayı kabul ederiz. Medya organları, haberlerde halkı, okuyucuyu istedikleri yöne kanalize etmek için uğraşırlar ve yıllardır bunu başarmışlardır. Biz okuyucular olarak yapmamız gereken, olaylara, haberlere güvenimizi sarsmadan biraz daha eleştirel bir şekilde yaklaşmamız, verileni direk kabul etmememiz önce kendi yorumlarımızı yapıp, sebep-sonuç ilişkilerini nedensellik kavramında birleştirip daha sonra medya’nın verdiği yorumlarla karşılaştırmalıyız.

Etiketler:, , , , , , , , , ,

2 Comments

  • imwiseman diyor ki:

    We can easily forgive a child who is afraid of the dark; the real tragedy of life is when men are afraid of the light.
    Quotation of Plato

  • Uğur Parmak diyor ki:

    The Great philosopher Plato, it is one of the meaningful thoughts of plato.
    thank you for quotation.

Yorum yapın

XHTML: You can use these tags:' <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Please note: Comment moderation is enabled and may delay your comment. There is no need to resubmit your comment.

Copyright © 2010 Ugur Parmak All rights reserved.